İç içe Geçen Değerler

ÜÇ FARKLI OKULDAN MİMARLIK ÖĞRENCİLERİNİN BİR ARAYA GELEREK GERÇEKLEŞTİRDİĞİ PROJE, MİMARLIĞIN KÜLTÜREL İÇERİKLERLE BİRLİKTE SOSYAL BİR PRATİK OLARAK ANLAŞILMASINI ÖNGÖREN BİR ÖĞRENME SÜRECİ SUNUYOR.

Çocuk tiyatrosu, Langa kasabasının merkezinde yer alan ve Carin Smuts tarafından tasarlanan Guga S’Theb Sanat ve Kültür Merkezi’ne eklemleniyor. Çocuklar, gençler, sanatçılar ve turistler için bir cazibe noktası haline gelmeyi amaçlayan proje, yeni yapı ile amfi tiyatro arasında, açık hava aktiviteleri için alternatif bir mekan sunan üçgen bir meydan tanımlayacak şekilde araziye yerleşiyor. Yapının konumu ve doğrultusu; Apartheid döneminde oluşmuş ve o zamanlar eski kışla ve postane arasında gidip gelmek için kullanılan patikaya göre belirlenmiş. Halen kullanılan yol eskiden de olduğu gibi informel bir sosyalleşme alanı tanımlıyor.

Proje, hali hazırda erişilebilir olan ve mali yükü azaltan konteynerleri geri dönüşüme katıyor ve birbirine eklemlenen 11 konteyner yapının dikdörtgen ayak izini çiziyor. İki kat yüksekliğindeki konteyner duvarlar 200 izleyici kapasiteli ana sahne ve ayarlanabilir sahne gibi iç mekanların yanı sıra oyun alanı ve bahçe gibi açık alanların da tanımlanmasını sağlıyor. Sahne arkası, yönetim odası, kayıt stüdyosu, atölyeler, balkonlar ve mutfak gibi yardımcı mekanlar da mevcut mekan hacmi içinde çözülüyor. Bu mekanlarda kullanılan canlı renkler, performans alanını saran ve akustik sağlayan yüzeylerin doğal tonlarıyla kontrast oluşturuyor. Yerel sanatçılar ve tekstil tasarımcılarının birlikte çalışarak ürettiği kumaş paneller iç ve dış mekanlara eklenerek ekran ya da akustik yüzey olarak çalışıyor.

Konteyner duvarlar boyunca dizilen çelik kolonlar V profilli ahşap kafes kiriş sistemini ve onun üzerine yerleşen metal çatı örtüsünü taşıyor. Bu sisteme akustik paneller ve ışıklandırmalar da dahil oluyor. İç mekan iklimini iyileştirmek adına konteyner duvarlar bir kat kil malzeme ile kaplanarak izolasyon sağlanmış. Cephede kullanılan desen ise Güney Afrika’daki Xhosa kültüründe önemli bir yeri olan boncuk kolyelerden esinleniyor. Kullanılan yöntem, yapının farklı yönelimlerine ya da farklı malzeme geçişlerine göre adapte edebilen sistematik bir düzen oluşmasını sağlıyor. Cephe, meyve kasalarından geri dönüştürülen ahşap parçaların yanı sıra eski patikaya bakan tarafta tuğla yüzeylerle tamamlanıyor.

Tasarla/yap sisteminin ve strüktürdeki pedagojik yaklaşımın ana parametrelerini; yeniden kullanılan, geri dönüştürülen ya da doğal olarak yenilenebilir malzemelerle bir araya getirilen inşa yöntemlerindeki vernaküler kültüre dair araştırmalar belirliyor. Georgia Teknoloji Üniversitesi (Atlanta), RWTH Aachen Üniversitesi (Aachen) ve Peter Behrens Sanat Okulu (HS Duesseldorf) olmak üzere üç okuldan mimarlık öğrencilerinin katılımıyla gerçekleştirilen proje; gerçek ölçekli bir inşaat deneyimi ve farklı malzeme denemelerine odaklanıyor ve bu uluslararası işbirliği ile tasarımı kullanarak bir etki, bir fark yaratmayı amaçlıyor. İnşaat sürecinde bölge halkı ile birlikte çalışan öğrenciler bir dizi malzemenin nasıl kullanılacağı ve nasıl uygulanacağı konusunda deneyim kazanırken aşina olmadıkları bir kültür ve doğal çevre konusunda farkındalık geliştirdi. Bu eğitim yaklaşımı ile mimarlığın, dahil edilen bütün kültürel içeriklerle birlikte sosyal bir pratik olarak anlaşılmasına katkı sunması amaçlanmış.

Yorumlar

Yorumlar

İlgili İçerikler