Girinti
SEDAD HAKKI ELDEM I: GENÇLİK YILLARI
“Bu sergide Sedad Hakkı Eldem'in 16-24 yaş arasındaki, henüz mimar olmadığı, mimar olmaya hazırlandığı döneme ait çalışmalar yer alıyor. Bir başka deyişle, sergi Sedad Hakkı Eldem'in mimar olarak ‘kullanıma’ girmediği döneme ait. Bu dönem Sedad Hakkı Eldem'in ‘under construction’ dönemi, bir tür ‘inşaat’ dönemi. Bu nedenlerle sergileme tasarımının temel malzemesi olarak; mimarın mimar olma halinin ‘şantiye’ dönemini simgeleyecek ondüle levhalar kullanılmıştır. Yazılı bilgiler doğrudan bu ondüle levhalardan oluşan sergi yüzeylerinin üstünde, orijinal fotoğrafların, belgelerin ve kitapların kendileri koruyucu bir şeffaf malzemenin arkasında, çizimler ise defter sayfalarından çekilen ve büyütülerek basılan röprodüksiyonlar halinde ondüle sergi yüzeylerinin önünde yer alır.”1
“20. yüzyıl Türk mimarisinin önemli ustalarından Sedad Hakkı Eldem, doğumunun 100., ölümünün 20. yılında, iki sergi ve iki kitap aracılığıyla Osmanlı Bankası Müzesi'nde (OBM), anılıyor. 30 Nisan - 30 Ağustos 2008 tarihleri arasında gerçekleştirilecek "Sedad Hakkı Eldem I: Gençlik Yılları" başlıklı ilk sergi, ünlü mimarın yaşamının ilk 24 yılına odaklanıyor. Uğur Tanyeli, Bülent Tanju ve Edhem Eldem'in küratörlüğünde hazırlanan serginin ve kitabın tasarımı ise Bülent Erkmen'e ait.”2
Bu sergiyi Ekim 2008’de açılacak Sedat Hakkı Eldem II: Olgunluk Yılları sergisi izleyecek.
Cumhuriyet döneminin hemen öncesinde yükselen ulusal değerler mimaride I. Ulusal Mimarlık dönemi yapılarına neden olmuştu. Hemen ardından modern Türkiye’nin yapısal değişiminin fiziksel göstergeleri ise modernliğinden, ilericiliğinden emin olunan mimar ve planlamacılara teslim edildi. Bugün mimarlık eğitimi vermeyi sürdüren MSGSÜ ve İTÜ mimarlık okullarının da o zamanın etkili yabancı (Alman ve İtalyan) mimar hocalarının yapı dili örnek alınarak Batı’nın geçerli mimari diliyle şekillenen Ankara ve İstanbul’daki pek çok yapı ve kent planı sonrasında, 1940’lı yıllara gelindiğinde Cumhuriyet’in genç mimarları, özgün ve bu topraklara ait bir mimari dilin peşine düştüler.
İçlerinden Sedat Hakkı Eldem; Emin Onat ve Orhan Arda’yla birlikte anıldığı II. Ulusal Mimarlık akımı içinde değerlendirilmesi hakkında şunları söylüyor: “Milli Mimari ismiyle bilinen, fakat bazı mimari tenkitçileri tarafından ikinci veya üçüncü Türk mimarisine dönüş şeklinde tefsir edilen bu hareket aslında evvelkilerden tamamen farklıdır. Daha doğrusu gaye farklıdır. Bu hareket kesinlikle şekil taklidini reddetmekte, eski ve milli zevkimize bağlantıya, genel hatlarda pencere bolluğunda, binaların hafif görüntüsünde ve olsa olsa planların geleneksel karakter ferahlık ve güzellikte olmalarına gayret etmektedir. Gayret diyorum çünkü 20 sene kadar devam eden bu hareket, elbette iyi örnekler vermiş ve gerektikçe kişileşme temayülünden kaçınamamıştır. Fakat, itiraf etmek lazımdır ki, bu süre devamınca Türk mimarisinde kütlelerin oturtuluşunda doğaya saygı ve aşırı virtüözitelerden çekinme egemen olmuştur. Unutmamak lazımdır ki, bu mimari hareket o zaman en sivrilmiş eserlerini veren ve adeta devletçe benimsenmiş bir mimari görüş ve enternasyonal modern tarza karşı reaksiyon durumunda idi. Bu mimari reaksiyon ve yenileme ilk olarak Akademi'de Milli Mimari Semineri'nde tecrübe edildi. Bu çalışmaların etkisiz kalmamaları ve süratle memlekete yayılmaları, o devirdeki mimar elemanlarının yetişme şeklinde ve sayılarının az fakat kalitelerinin çok yüksek mertebede olmasından ileri gelmektedir. Bu aşamalar belirtilmek istendiği gibi klişeleşmiş ve bazen ölü doğmuş değildi. İnşaat ihtiyacına göre hem taş hem beton olabiliyordu. Bu seyyaliyet, modern denilen yeni hareketler esnasında kaybedildi. Yapılması engellenmeyip, inşaatı ikmal edilebilmiş olsaydı Adliye Sarayı ile İstanbul, Hilton'dan evvel modern binasına kavuşabilecekti. ‘Milli Mimari Hareketi’nin ilk eseri tam 50 sene evvel tasarlanmış olan Yalova Termal Oteli’dir. Bina hala modernliğini korumaktadır. Atatürk’ün özel surette şahsen ilgilenmiş olduğu ikinci bir bina Büyükada’da Dil mevkiindeki kendi yazlık köşkü olmuştur.”3
Sanatta ve mimarlıkta beğeninin yaratıcı kimliğin özerk anlatım diline odaklandığını söyleyebiliriz. Elbette akımlar, eğilimler etkilidir ancak daha etkili olan bu çerçeveden sıyrılıp kendi olabilen, kendiyle anılan yaratıcı karakter özelliğidir. Her ne kadar Sedat Hakkı Eldem o yıllarda virtüöziteye karşı sert bir tutum içerisinde görünüyorsa da, kendi tasarımının, yapısının var olması adına ne denli kararlı ve ısrarlı bir kişilik sergilediğini inkar etmek olanaksız.
Sedat Hakkı Eldem’in bire bir gençlik yılları hakkında bilgi edinmek dışında, her mimar adayının mimar olmak için okuduğu kurumun yeterlilik ölçütleri dışında nelere gereksinim duyduğunu, nelerle kendini yapılandırabileceğini, Erkmen’in sergi tasarımı açıklamasında da değindiği gibi kendini inşa etme sürecini izlemek ve bunun gereğinin kaçınılmaz, mutlak olduğunu anlamak bakımından da çarpıcı bir sergi.
Değil mimar, tasarımcı; bir işi iyi yapmayı düşünmeye başlayan her öğrenci (küçük / büyük) için de izlenmeye değer: İşe, mesleğe duyulan ilginin, ciddiyetinin sınanması; “olabilmek”-“olmak” adına yaşananlara, öğrenilenlere, ilgilenilenlere tanıklık etmek için.
Bugün ülkemizdeki okullardan bir öğrenim yılı sonunda yüzlerce mimar diploması almaya hak kazanmış mimar adayı mezun oluyor. Kaçına Topkapı Sarayı II. Avlusu’nda vakit geçirirken, kentinin sokaklarında, kafası kâh yukarıda kâh aşağıda bulunduğu yerdeki mimari izleri, bilgileri toplarken, eskiz yaparken, not alırken, davranışları izlerken rastlıyoruz?
1 http://www.obmuze.com/2008/sergi_0801_01.asp adresindeki Bülent Erkmen’in açıklama metninden alınmıştır.
2 http://www.obmuze.com/2008/sergi_0801_01.asp adresindeki açıklama metninden alınmıştır.
3 09/1990 Arredamento Mimarlık dergisinde yayımlanan metinden alıntıdır. Arredamento Mimarlık’ın Notu:Ünlü mimarın İstanbul’da 11-12 Haziran 1984’te düzenlenen “Mimaride Türk Milli Üslübu Semineri”nde sunduğu bildirinin son kesimini sayısız yazım hatalarını düzelterek aktarıyoruz. Bildiri, seminer kitabının 56-59. sayfalarında yer almaktadır.





